İslam’da Adalet Konusundaki Titizlik

Bir gün bir adam Hz. Ömer’in huzuruna çıktı:-Allah’ın selamı üzerine olsun, Ey Allah’ın Resul’ünün Halifesi, diyerek söze başladı ve devam etti:
– Ya Ömer! Ebu Talib’in oğlu Ali’den şikayetçiyim.
– Sana bir fenalığımı dokundu?
– Davamıza bak anlarsın.
– Ya Ebalhasen! Kalk da davacı ile birlikte bulun.

Hz. Ali derhal kalkıp davacının yanında yerini aldı. İki taraf da dinlendi, deliller karşılaştırıldı ve netice hükme bağlandı. Davacı ayrılıp gittikten sonra, bilgi güneşi Hz. Ali’nin gün kadar aydınlık yüzünde benek benek ve nokta nokta ıstırap…
– Ya Ali, dedi; adalet ve hükmümden memnun olmadınız mı?
– Memnun olmadım, ya Ömer!
– Ama niçin?
-Çünkü siz davacının yanında bana künyemle hitap ettiniz ‘Ya Ebalhasen’
dediniz. Bilirsiniz ki künye ile çağırmak Araplarda bir saygı ifadesidir. Hasmımın yanında, beni künyemle çağırmanızı adaletinize yakıştıramadım.

Bu cevaba son derece sevinen ve duygulanan Hz. Ömer’in gözlerinde sevinç ve mutluluk ışıkları yandı ve dedi ki:
– Allah senden razı olsun ya Ali! Beni irşad ettiniz!

Sonra yerinden kalktı ve muhabbet kucağını Hz. Ali’ye açtı, onu bağrına basıp
gözlerinden öptü…

Osmanlıda kadılık sistemi örnekleri

Osmanlı döneminde ise şöyle bir olay yaşanır.

İki kardeş aralarında miras olan malları paylaşamayınca kadıya gelir ve şikayetçi olurlar. Kadı ise onlara dinledikten sonra, kardeşlerden birine iki taksime ayırmasını malların diğerinin de seçmesini söyler. Böylelikle kendi seçimlerini kendileri yapan kişiler bu duruma razı olur. Böyle bir yöntemle, taksim eden kardeş mecburdur ki eşit bölsün aksi halde diğer kardeş seçim esnasında büyük payı alacağından korkar. Ve iki taraf da razı olacak şekilde ayrılırlar.

İslam devletlerinde ve Osmanlıda mahkemeler gereken araştırmayı yapar ve şahitleri de dinledikten sonra çok geçmeden bir karara varırdı. Günümüzde ise ne yazık ki Batı özentisinden gelme hukuk sistemleri yüzünden en basit bir davanın çözülmesi yıllar sürmektedir. Bu süreç uzadıkça kin, yorgunluk, haset duyguları artmakta. İnsanlar bir düzen kurmakta zorlanmaktadır.

Hiç bir zaman karşıdaki insanın statüsü veya malı mülkü, soyu haklılık sebebi olmamaktadır. Kadılar öncelikle İslami adalet bilincini yerleştirmiş. Allah’tan hakkıyla korkan insanlardan seçilmekteydi. Günümüzde ise ne amaçla yapıldığı belli olmayan sınavlarla karakteri hiç de olgunlaşmamış yahut bozuk olacak çıkarcı menfaatçi kesimlerin yanlış mesleklere gelip adaletsizliği sürdürdüğü gayet ortadadır.

Ülkemizde cinayet, tecavüz, kumar, zina ve her türlü pislik her geçen gün inanılmaz bir dereceyle artmaktadır. Bunun sebebi de bize ve evrene uymayan insanların kurallarını ve o eksik vicdanlarını kanun hükmünde yaşatmaya çalışmamızdan kaynaklı. Eğer ki Allah’ın emri doğrultusunda kanunlar koysaydık, şuan her gün bu haberleri almayacaktık. Ve insanlar daha insan kalacaktı.

Rabb’im halimizi, devletimizi, insanlarımızı ve tüm İslam ümmetini düzeltsin. Bizi bu çıkmaz döngüden kurtarsın. Amin…

(Okumak istediğiniz, merak ettiğiniz konu başlıklarını bizlere mail yada mesaj yoluyla iletirseniz bu konularda da makalelerimizi yazmaya devam ederiz. Hayırda kalın… )

yazan: imtihan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir