Anasayfa / Genel / Deprem ve Günah Arasında ilişki var mıdır

Deprem ve Günah Arasında ilişki var mıdır

Deprem ve Günah Arasında ilişki var mıdır?

Deprem Nedir?

Yerkabuğu içindeki kırılmalar nedeniyle ani olarak ortaya çıkan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yer yüzeyini sarsma olayına “DEPREM” denir.

Deprem, insanın hareketsiz kabul ettiği ve güvenle ayağını bastığı toprağın da oynayacağını ve üzerinde bulunan tüm yapılarında hasar görüp, can kaybına uğrayacak şekilde yıkılabileceklerini gösteren bir doğa olayıdır.

Depremin nasıl oluştuğunu, deprem dalgalarının yeryuvarı içinde ne şekilde yayıldıklarını, ölçü aletleri ve yöntemlerini, kayıtların değerlendirilmesini ve deprem ile ilgili diğer konuları inceleyen bilim dalına “SİSMOLOJİ” denir.

Depremleri kaydeden, yerini, şiddetini, saatini, süresini ve uzaklığını gösteren alete SİSMOGRAF denir.

Deprem Türleri

Depremler oluş nedenlerine göre degişik türlerde olabilir. Dünyada olan depremlerin büyük bir bölümü yukarıda anlatılan biçimde oluşmakla birlikte az miktarda da olsa baska doğal nedenlerle de olan deprem türleri bulunmaktadır. Yukarıda anlatılan levhaların hareketi sonucu olan depremler genellikle “TEKTONİK” depremler olarak nitelenir ve bu depremler çoğunlukla levhalar sınırlarında oluşurlar. Yeryüzünde olan depremlerin %90’ı bu gruba girer. Türkiye’de olan depremler de büyük çoğunlukla tektonik depremlerdir.

İkinci tip depremler “VOLKANİK” depremlerdir. Bunlar volkanların püskürmesi sonucu oluşurlar. Yerin derinliklerinde ergimiş maddenin yeryüzüne çıkışı sırasındaki fiziksel ve kimyasal olaylar sonucunda oluşan gazların yapmış oldukları patlamalarla bu tür depremlerin meydana geldiği bilinmektedir. Bunlar da yanardağlarla ilgili olduklarından yereldirler ve önemli zarara neden olmazlar. Japonya ve İtalya’da oluşan depremlerin bir kısmı bu gruba girmektedir. Türkiye’de aktif yanardağ olmadığı için bu tip depremler olmamaktadır.

Bir başka tip depremler de “ÇÖKÜNTÜ” depremlerdir. Bunlar yer altındaki boşlukların (mağara), kömür ocaklarında galerilerin, tuz ve jipsli arazilerde erime sonucu oluşan boşlukları tavan blokunun çökmesi ile oluşurlar. Hissedilme alanları yerel olup enerjileri azdır fazla zarar getirmezler. Büyük heyelanlar ve gökten düşen meteorların da küçük sarsıntılara neden olduğu bilinmektedir.

 

Deprem-Sarsıntı Hakkında Ayetler

Zilzal Suresi

1, 2, 3, 4, 5. Yerküre kendine has sarsıntısıyla sallandığı, toprak ağırlıklarını dışarı çıkardığı ve insan «Ne oluyor buna!» dediği vakit, işte o gün (yer) Rabbinin ona bildirmesiyle bütün haberlerini anlatır.

Araf Suresi

  1. Dişi deveyi, kılıçla bacaklarından biçerek öldürdüler. Rablerinin koyduğu planın, buyruğunun dışına çıktılar.

“Ey Sâlih, eğer, özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere görevlendirilen hak peygamberlerdensen, bizi tehdit ettiğin o azâbı getir” dediler.

78 Bunun üzerine şiddetli bir gürleme halinde âni bir sarsıntı onların işini bitirdi. Sabahleyin yurtlarında yere çarpılarak çakılıp kalanlar oldular.

90 Kavminden kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kodamanlar, halka:

“Şuayb’e tâbi olursanız, o takdirde siz de zarara uğrarsınız” dediler.

91 Derken, şiddetli bir gürleme halinde âni bir sarsıntı onların işini bitirdi. Sabahleyin yurtlarında yere çarpılarak çakılıp kalanlar oldular.

 

Ankebut Suresi

  1. Karun’u, Firavun’u ve Hâmân’ı da (helâk ettik). Andolsun ki, Musa onlara apaçık deliller getirmişti de onlar yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Halbuki (azabımızı aşıp) geçebilecek değillerdi.
  2. Nitekim, onlardan her birini günahı sebebiyle cezalandırdık. Kiminin üzerine taşlar savuran rüzgârlar gönderdik, kimini korkunç bir ses yakaladı, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmetmiyor, asıl onlar kendilerine zulmediyorlardı.
  3. (Evet) senden azabı çarçabuk (getirmeni) istiyorlar. Hiç şüpheleri olmasın, cehennem kâfirleri çepeçevre kuşatacaktır.
  4. O günde azap, onları hem üstlerinden hem ayaklarının altından saracak ve Allah (onlara): «Yaptıklarınızı (cezasını) tadın!» diyecektir.

Ahzâb Suresi

  1. Onlar hem yukarınızdan hem aşağı tarafınızdan (vâdinin üstünden ve alt yanından) üzerinize yürüdükleri zaman; gözler yıldığı, yürekler gırtlağa geldiği ve siz Allah hakkında türlü türlü şeyler düşündüğünüz zaman;
  2. İşte orada iman sahipleri imtihandan geçirilmiş ve şiddetli bir sarsıntıya uğratılmışlardı.
  3. Ve o zaman, münafıklar ile kalplerinde hastalık (iman zayıflığı) bulunanlar: Meğer Allah ve Resûlü bize sadece kuru vaatlerde bulunmuşlar! diyorlardı.

 

Nahl Suresi

  1. Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağları, yolunuzu bulmanız için de ırmakları ve yolları yarattı.
  2. Onlardan öncekiler de (peygamberlere) hile yapmışlardı. Sonunda Allah da onların binalarını temellerinden söktü üstlerindeki tavan da tepelerine çöktü. Bu azap onlara, farkedemedikleri bir yerden gelmişti.

45 – 46. Kötülük tuzakları kuranlar, Allah’ın, kendilerini yere geçirmeyeceğinden veya kendilerine bilemeyecekleri bir yerden azabın gelmeyeceğinden veya onlar dönüp dolaşırlarken Allah’ın kendilerini yakalamayacağından emin mi oldular? Onlar (Allah’ı) âciz bırakacak değillerdir.

 

Enbiya Suresi

  1. Onları sarsmasın diye yeryüzünde bir takım dağlar diktik. Orada geniş geniş yollar açtık; ta ki maksatlarına ulaşsınlar.

Rum Suresi

  1. İnsanların bizzat kendi işledikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu ki Allah yaptıklarının bir kısmını onlara tattırsın; belki de (tuttukları kötü yoldan) dönerler.

Sebe Suresi

  1. «Acaba o, yalan yere Allah’a iftira mı etmiştir? Yoksa onda delilik mi var?» (dediler). Hayır! Ahirete inanmayanlar azaptadırlar ve derin bir sapıklık içindedirler.
  2. Onlar, gökte ve yerde önlerine ve arkalarına bakmıyorlar mı? Dilesek onları yere batırırız, ya da üzerlerine gökten parçalar düşürürüz. Şüphesiz bunda (Rabbine) yönelen her kul için bir ibret vardır.

 

İsrâ Suresi

  1. Denizde başınıza bir musibet geldiğinde, O’ndan başka bütün yalvardıklarınız kaybolup gider. O sizi kurtarıp karaya çıkardığında, (yine eski halinize) dönersiniz. İnsanoğlu çok nankördür.
  2. O’nun, sizi kara tarafında yerin dibine geçirmeyeceğinden yahut başınıza taş yağdırmayacağından emin misiniz? Sonra kendinize bir koruyucu da bulamazsınız.

 

Lokman Suresi

  1. O, gökleri görebildiğiniz bir direk olmaksızın yarattı, sizi sarsmasın diye yere de ulu dağlar koydu ve orada her çeşit canlıyı yaydı. Biz gökyüzünden su indirip, orada her faydalı nebattan çift çift bitirdik.

Mülk Suresi

  1. Sözünüzü ister gizleyin, ister açığa vurun; bilin ki O, kalplerin içindekini bilmektedir.
  2. Hiç yaratan bilmez mi? O, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır.
  3. Yeryüzünü size boyun eğdiren O’dur. Şu halde yerin omuzlarında (üzerinde) dolaşın ve Allah’ın rızkından yeyin. Dönüş ancak O’nadır. *
  4. Gökte olanın, sizi yere batırıvermeyeceğinden emin misiniz? O zaman yer sarsıldıkça sarsılır. 
  5. Yahut gökte olanın üzerinize taş yağdıran (bir fırtına) göndermeyeceğinden emin misiniz? İşte (bu) tehdidimin ne demek olduğunu yakında bileceksiniz!

 

Tarık Suresi

11, 12, 13, 14, 15, 16, 17. Dönüş sahibi olan (yağmur yağdıran) göğe, (nebat ile) yarılan yere yemin ederim ki Kur’an, (hak ile bâtılı) ayıran bir sözdür. O, asla bir şaka değildir. Onlar bir tuzak kurarlar, ben de bir tuzak kurarım. Kâfirlere mühlet ver, onları biraz kendi hallerine bırak (pek yakında desteğimiz sana gelecek).

Taha Suresi

  1. O, yeri size beşik yapan ve onda size yollar açan, gökten de su indirendir. Onunla biz çeşitli bitkilerden çiftler çıkardık.

Deprem ve Felaketlere Vurgu Yapan Hadisler

  • Zeynep bt. Cahş’ın (r.ah.) anlattığına göre:
    Peygamber (a.s.) bir kere uykusundan: “Allah’tan başka ilah yoktur. Vukuu yaklaşan şerden dolayı vay Arab’ın haline! Bugün Ye’cüc ve Me’cüc seddinden şu kadarı açıldı” diyerek uyandı. Süfyan eliyle on işareti yapmıştır. Ben: Ey Allah’ın Resulü! İçimizde bunca iyi kimseler varken biz helak olur muyuz? dedim. Allah Resulü! “Evet. Pislik ve kötülük çoğaldığı zaman” diye cevap verdi. Sahih-i Müslim’deki hadis numarası: 5128

 

  • Enes b. Malik (r.a.)
    Allah Resulü’nün (a.s.) şöyle buyurduğunu bildirmiştir: “Mekke ile Medine dışında Deccal’ın ayak basmayacağı hiç bir belde yoktur. Medine’nin bütün yollarında, orayı koruyan saf saf melekler vardır. Deccal, Sıbha’ya (çorak bir araziye) iner. Medine üç defa sarsılır. Bütün kâfir ve münafıklar Deccal’ın yanına doğru Medine’den çıkarlar.” Sahih-i Müslim’deki hadis numarası: 5236

 

  • Enes (radıyallâhu anh) anlatayor: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) bana: “Ey Enes, dedi, insanlar yurtlar ediniyor. Bu yurtlardan biri Basra ve Busayra diye tesmiye edilmektedir. Eğer sen oraya uğrar veya ona girersen, oranın çorak (tuzlu) arazisinden, gemilerin yanaştığı limanından, çarşısından, ümerasının kapılarından sakınasın! Sana oranın güneşe açık yerlerini (dağları) tavsiye ederim. Zira orada hasf (yere batma), kazf ve zelzele olacak. Bir kavim de normal şekilde akşama erdiği halde, sabaha maymun ve hınzırlar olarak çıkacak.” Ebü Dâvud, Melâhim 10

 

  • Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi: “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): ‘İlim kabzedilip depremler çoğalıncaya, zaman yaklaşıncaya, fitneler çıkıncaya, sadece öldürmekten ibaret olan herc çoğalıncaya kadar ve sizde mal çoğalıp taşıncaya kadar kıyamet kopmaz!’ buyurdu. ”Buhari 986

İbni Hacer (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir: “Doğuda, batıda, birçok beldede depremler meydana gelmiştir. Bize zahir olan, hadiste bildirilen depremlerin genel ve devamlı olmasıdır.

 

  • Ebu Musa: Resulullah (sav) buyurdular ki: Şu ümmetim rahmete mazhar olmuş bir ümmettir. Ahirette azaba maruz kalmayacaktır. Onun azabı dünyadadır: Fitneler, zelzeleler ve katl.” Ebu Davud, Fiten, (4277)

 

  • İbnu Zuğb el-Eyadi : Abdullah İbnu Havale el-Ezdi (ra)’nin yanına indim. Bana: “Resulullah (sav) bizi, ganimet alalım diye yaya olarak gönderdi. Biz de döndük ve hiçbir ganimet elde edemedik. Yorgunluğumuzu yüzlerimizden anlayıp aramızda doğrularak: “Ey Allah’ım, onları bana tevkil etme; ben onları üzerime almaktan acizim! Onları kendilerine de tevkil etme, bu işten kendileri de acizdirler. Onları diğer insanlara da tevkil etme kendilerini onlara tercih ederler!” buyurdular. Sonra elini başımın üstüne koydu ve: “Ey İbnu Havale! Hilafetin (Medine’den) Arz-ı Mukaddese’ye (Suriye’ye) indiğini görürsen, bil ki artık zelzeleler, kederler, büyük hadiseler yakındır. O gün kıyamet, insanlara, şu elimin, başına olan yakınlığından daha yakındır” buyurdu. Ebu Davud, Cihad 37

 

 

  • Ali ra. naklediyor : Resulullah (sav) (bir gün): “Ümmetim on beş şeyi yapmaya başlayınca ona büyük belanın gelmesi vacib olur” buyurmuşlardı. (Yanındakiler): “Ey Allah’ın Resulü! Bunlar nelerdir?” diye sordular.

 

Aleyhissalatu vesselam saydı:

1- Ganimet (yani milli servet, fakir fukaraya uğramadan sadece zengin ve mevki sahibi kimseler arasında) tedavül eden bir meta haline gelirse.

2- Emanet (edilen şeyleri emanet alan kimseler, sorumlu ve yetkililer, memurlar) ganimet (malı yerini tutup, yağmalayıp nefislerine helal) kıldıkları zaman.

3- Zekat (ödemeyi ibadet bilmeyip bir angarya ve) ceza telakki ettikleri zaman.

4- Kişi annesinin hukukuna riayet etmeyip, kadınına itaat ettiği;

5- Babasından uzaklaşıp ahbabına yaklaştığı;

6- Mescidlerde (rıza-yı ilahi gözetmeyen husumet, alış-veriş, eğlence ve siyasata vs. müteallik) sesler yükseldiği zaman.

7- Kavme, onların en alçağı (erzel) reis olduğu;

8- (Devlet otoritesinin yetersizliği sebebiyle tedhiş ve zulümle insanları sindiren zorba) kişiye zararı dokunmasın diye hürmet ettiği; ,

9- İpek (haram bilinmeyip erkekler tarafından) giyildiği;

10- (San’at, bale, konser gibi çeşitli adlar altında; bar, gazino, ve salonlarda ve hatta televizyon ve filim gibi çeşitli vasıtalarla yaygın şekilde) şarkıcı kadınlar ve çalgı aletleri edinildiği;

11- Bu ümmetin sonradan gelen nesilleri, önceden gelip geçenlere (çeşitli ithamlar ve bahanelerle) hakaret ettiği zaman

artık kızıl rüzgarı, depremleri, yere batışı veya suret değiştirmeyi veya gökten taş yağmasını bekleyin.” Tirmizi fiten 39

*** Deprem, zelzele, sel ve çeşitli doğa olaylarının büyük yıkımlara sebep olması ve sürekli olması, günahların çoğaldığının ya da çoğalmak üzere olduğundan ölümü, ahireti hatırlatıcı bir nasihat olduğu aşikardır. Dünyada ahlaki, ve imani olarak değişen sistem beraberinde evrenin düzenini de bozacaktır.

Allah evreni ve özellikle de dünyayı insan için en uygun halde yaratmıştır. Fakat bu evrenin bozulmasını da sisteme koymuştur. İnsanlar hem maddi hem de manevi olarak yanlış şeylere meyl ettiğinde, her şey değişime uğrayacaktır. Bunların belki çoğunu farketmiyoruz ancak sarsıcı bir depre, büyük bir yangın, katledici bir salgın, yahut büyük bir felaket olabilecek herhangi bir durum yaşanınca o zaman bir duraksıyor ve kendimize şunu diyoruz: Ölebilirim!

Evet bu dünya geçici bir dünya ve ölüm var. Kıyamet gelecek ve dünya dümdüz olacak. Allah doğru söyledi ve bize de depremlerle dünyayı istediği zaman nasıl değişeceğini ve yerle bir edebileceğini de bize gösterdi. Bunların hepsi birer ibret, birer uyarı niteliğinde var oldu.

Günahlarımızı arttırarak ve vicdansız birer beşer olarak hayatımızı sürdürmeye devam ettikçe hatta bunun da ötesi hayvanlaşmış birer vahşi olarak, insanlara, tüm canlılara zarar verdikçe her türlü felaket kapımızda olacaktır.

O gözlerin korkudan yerinden fırlayacağı günden korkup, dünyada insan gibi yaşamayı öğrenmemiz gerekmektedir. Ve insan gibi yaşamak için zulmü, zalimi durdurmak zorundayız. Menfaat çemberinden, dünya sevgisinden kurtulmalı ve bize düşen sorumluluklarımızı üstlenmeliyiz. Yoksa bu yaşanan depremler belki de gelecek olan felaketlerin yanında çok küçük kalacak!

Hakkında admin

Bir yorum

  1. Allah c.c Cumlemizi hakkıyla Onun emir ve nehiylerine uyanlardan eyler İNSAALLAH…….Yazanın aktaranın emeğine yureğine sağlık………

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Scroll To Top