Düşüncemi Değiştiren Kitap

Düşüncemi Değiştiren Kitap Huzur Sokağı

Belki yıllardır okunan ve herkesi etkileyen bir kitabın adını sizlerle paylaşıyorum. Şule Yüksel Şenlerin bu kitabı çoğu okurlarını İslami açıdan olsun, duygular açısından olsun etkilemiştir. Ben de bu etki altına girenlerden sadece biriydim.

Huzur Sokağının baş iki karakteri Bilal ve Feyza… Unutulmayan aşkın ahirete ilhakını anlatan, kaderin aslında hiçbir zaman hayal ettiğimizle eş değer olmadığını gösteren, görünen arkasındakileri bize hissettiren bir romandı.

Belki yaşanmıştı belki yaşanmamıştı ama gerçek hayatta sıkça yaşanan sahneleri içine almıştı.

Bir Müslüman erkek, Bilal… O ki üniversite yıllarının verdiği coşkuyu ve ortamın oluşturduğu rahatlığı bir kenara itmek için çokça çabalayan biriydi.

Ve Müslüman bir ülkede, kimliğinde İslam yazdığı halde, yıllar sonra İslam’la tanışan bir kadın, Feyza…

Öyleydi ya şuan bile, kimliklerimizde İslam yazar, herkes Müslüman’ımız deriz, hem de Hamd ederek ama…

Ama bizler gerçekten yaşamadığımız, uğruna nefsimizi bile köşeye atamadığımız bir İslam’ın üyesiyiz. Aslında imanla üyelik kavramları çok bağdaşmayan bir kelime değil mi? Öyle…

Ne yazık ki, biz insanların çoğu bu dine gönül vermiyoruz, bizler sadece kimliklerimiz ve ailelerimizden gelme bir alışkanlığı sürdürüyoruz…

Kaçımız, yaptığımız işin, yediğimiz aşın, gittiğimiz yerin, tavrımızın, tarzımızın İslam’la örtüşmesi için yapıyoruz? Kaçımız?

Belki günümüz kadar karmaşanın yaşanmadığı bir ortamdı, Bilal ve Feyza’nın yaşadığı dönemler… Lakin, TV’lerin, sinemaların insanların hayatlarına girdiği ve bir anda herkesi şaşırtan bir dünyanın ortaya atıldığı bir döneme denk gelmesi sebebiyle, insanların nefislerinde büyük yankılar bırakmıştı. Sinema filmlerindeki hayatlara özendirilmişti insanlar, özellikle de karakterleri oturmamış, gençlerimiz…

Böyle bir çağın iki insanıydı, Bilal ve Feyza…

Bilal’ yaşadığı ortamın verdiği bilginin ve kısmen oturmuş bir İslam’ın olduğu yuvada yetişmesi sebebiyle çoğu ilimsiz ailede olan gençten daha şanslıydı belki de… Lakin O da her ilim sahibi gibi imtihana tabi olunacaktı. Bir gençti, evlenme çağındaydı, sevmenin arzusu kalbinde oluştuğu dönemde, güzelliğiyle insanları büyüleyen bir kadınla karşılaşması duygularını allak bullak etmişti. Arzularını dinleyip o kadınla olmak mıydı, yoksa elinin tersiyle itip doğru bildiği yoldan gitmek miydi?

Neydi Bilal’in seçimi, ne yapacaktı? Çaresizlik içinde bir aşkın ve bir inancın gölgesinde kalmıştı. Aşkı olmazsa kalbi yaralanacaktı, lakin dini olmazsa da hayatı koca bir boşluk olacaktı. Bu yaşına kadar sımsıkı tutunduğu inancını bir köşeye atmak gerçekten mümkün müydü?

Feyza, sorsak Müslüman olan bir ailenin ferdi olarak dünyaya gelmişti ama İslam’a dair hiçbir bilgiye sahip olamamıştı. Ailesi çoktan dünyanın şatafatına kapılmış, nefislerine yenik düşmüştü. Böyle bir noktada İslam’ı öğrenmek, kendi huzurlarını kaçıracaklarını biliyorlardı. Bu yüzdendir belki de hiçbir şekilde düşünmek istemiyorlardı, kimliklerinde yazan dinlerini…

Bundan sonrası hayatın bir cilvesi ve o hayatın içinde atılan adımlar, samimiyet ve kararlılıklar…

Kaderin üstlerini örttüğü aşkın nasıl bir yaşam örgüsünü görmekti…

Lise yıllarım da okuduğum bu kitabı eğer okumamışsanız, sizlere de öneririm.

Bir dönem bu kitabın dizisi yapılmaya çalışılsa da medyanın her şeyi olduğu gibi bu kitabı da oldukça sığlaştırdığı ve kitapta aldığınız lezzeti kesinlikle alamayacağınız bir hale getirmişti. Lakin diziyi bir kenara bırakıp, sıfırdan bu kitabı okumanızı tavsiye ediyorum…

yazan: imtihan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir