Anasayfa / Genel / İlmin Hakikati Neye Dayanır, Nasıl Yaşanır?

İlmin Hakikati Neye Dayanır, Nasıl Yaşanır?

İlmin Hakikati Nedir?

BismillahirRahmanirRahim

İlim öğrenmek her Müslüman’a farzdır hadisi şerif ile yola çıkacak olursak kastedilen ilim nedir?

Kulun kendisini bilmesi için; Kur’an-ı Kerim’i bilmesi, Allah’ın emir ve yasaklarını kullarından ne istediğini bilmesinden gelir.

Kendini bilmedikten sonra öğrenilen ilim sadece o kulun kendisi ile sınırlı kalır. Buna günümüzde kendi bildiğini kendine saklayan, topluma faydası olmayan kişi olarak tabir edilir.

İlmi sadece tıp ve diğer bilim dalları gibi fenni ilimlerle sınırlayanlar materyalistler ve metafizikçiler gibi her şeyi doğanın kanunu olarak kabul edenler, evrenin ve bütün canlıların doğa kanunu ile oluştuğuna inanıp boşa kürek çekenlerdir.

Nefislerine hükmedip tek bir yaratıcının Allah olduğunu kabul edemeyenler, Marksist bir görüşün esiri olmuş bilim adamı diye eserleri okutulmaktadır. Lakin Allah’ın bize verdiği akıl sayesinde olmazları yoktan var eden bir kuvvet var olduğunu bütün yanıltmalara ve dini değersizleştirme çabalarına rağmen anlayabiliyoruz. Bu da Allah’ın bize gönderdiği Kur’an-ı Kerim sayesindedir.

Alak suresinde belirtildiği gibi

Oku Yaradan Rabb’inin adıyla oku.

O insanı bir damla nutfeden yarattı.

Diye başlayan, ilk inen bu ayetlerden ilmin derinliğini ve Yaradılışın Hakikatinin İslam dininden öğrenileceği gayet net şekilde kendini göstermektedir.

Yunus Emre’nin buyurduğu gibi, kim ki Kur’an bilmedi o bu dünyaya gelmedi.

Demek ki ilmin başı Allah’ın kelamı ve tamamlayıcısı, Resulullah efendimizin hadisleri ve sünnetidir.

Bugün farklı konularda birçok ihtilaf var.

Şunun Kur’an-ı Kerim’de yeri yok, bunun Kur’an-ı Kerim’de yeri yok. Ama hadis var diyoruz lakin hadislere itibar edilmiyor, inkâr ediyor.

Peki ya Allah’ın sana verdiği akıl bunu neden kullanmadın diye sorulmayacak mı? Halbuki dinin temelidir. İmanın şartlarından biridir. Peygamberlere ve gönderilen kitaplara iman. Kur’an-ı Kerim inandığını söyleyip Onu anlamaya çalışılması gerektiğini bilen biri nasıl olurda Peygamberinin imanına gelince onu anlamaya çalışmadan iman ettiğini varsayabilir. Din temelde öğreticilik anlamında iki şekilde bize yansıtılmıştır. Birinci okuma, kitap üzere Kuran’ı anlayarak, diğeri ise Onun öğreticisi, yönlendiricisi Peygamberleri anlayarak ve gözlemleyerek olmaktadır. Dünya sisteminde bile okullar ve eğitimciler olmakta, bilginin yaşanılırlığını öğretmektedir.

El Emin olan Peygamber efendimiz de veda hutbesinde şöyle buyurmuştur bizlere: Sizlere iki emanet bırakıyorum ki onlara sımsıkı sarıldıkça yolunuzdan şaşırmazsınız. O da Allah’ın kelamı Kuran’ı Kerim ve benim sünnetimdir.

Kur’an ve Peygamber hayatı bizlerin anlamasının temelidir. Fakat birebir yaşadığımı olayı bazen orda bulamayabiliyoruz. O zaman, işte bizler burada nefis ve akıllarımızla sonuca erişmeye çalışıyoruz. Bu da bizlerin bir nevi imtihan sebebi oluyor.

Cenabı Hak Rabbil alemin Ayet-i kerimede;

Ben kullarımın sinesinde kalplerinde ne taşıdıklarını çok iyi bilirim, buyuruyor.

Allah Celle celalühü kullarının felâha ulaşması için bütün imkanları vermiş. Sadece doğru ve samimi akıl yürütmek önemli.  Hak ve Hakikat konusunda Mazeret yok. Duymadım bilmiyorum, haberim yoktu, diye bir şey yok.

Ben size uyarıcı bir kitap yol gösterici bir peygamber ve doğru yolu bulmanız için yeterince bir ömür göndermedim mi? diye sorulacak ve Kübra, Ayşe, Ahmet, Musab… açma dilini boşuna bugün yaptıklarını açıklamak bize aittir, denilecektir. Ve bizlerin bugün bahane diye ortaya serdiğimiz düşüncelerimiz kabul edilmeyecektir.

O gün öyle bir gün ki kimseye zerre haksızlık yapılmaz ve kimse kimsenin diyeti olarak günahı yüklenmez. Bu sebeple bizler imtihan hayatımızı sürdürürken, Allah Celle celalühü’nün rızasını ve cennetine ulaşmak isteyenler, Resulullah efendimizi yeryüzündeki ayak izlerini takip etmelidir.

İşte ilmin başı Kur’an-ı Kerim’i bilmekten, kendini bilmekten, Sünnetullah’ı bilmekten, Resûlullah’ı bilmekten geçer. Bu da ancak temiz inanmış bir nefis ve irşad bulmuş bir kalpten geçer. Kalp ile inanmak, kalp ile bağlanmak, kalp ile sevmek, kalp ile zikir etmek, imanın özü budur. İlmin Hakikati kalbe yansıyan manevi hislerden geçmektedir.

Sohbet Yazarımız: Ebrar

iSlami Sohbet

Hakkında admin

Bir yorum

  1. Allah razı olsun emeğine yureğine sağlık yazanında aktaranında……

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Scroll To Top