İslami Sohbet ve Sohbet Adabı

Sohbet Etmek

Sohbet; kısa bir süre de olsa birlikte olmak, arkadaşlık etmek, bağ kurmak, bedenle ve kalple kısa ve uzun beraberlik, dini, uhrevi ve dünyevi konularda konuşmak için bir araya gelmektedir.
Sohbet terimiyle öncelikle birlikte olma halini kasteden sufiler Allah’la sohbet, Resulullah’la sohbet, halkla sohbet, nefisle sohbet ve şeytanla sohbet gibi sohbet türlerinden söz etmişlerdir. Allah ile sohbet Hak ile bağ kurmak, halkla sohbet insanlara karşı samimi olmak, nefisle sohbet ona muhalefet etmek, şeytanla sohbet onunla daima mücadele içerisinde olmak demektir.
Sohbet insanların arasında bağ kurduğu için toplumsal varlık olarak Yaratılan insanlar için sohbetler önemlidir. Sohbetin uzunluğu, sıklığı ve niteliğine göre üzerimizdeki etki de artacaktır.
Sohbet iki kişi arasında olabildiği gibi, bir topluluk arasında da olabilir. Toplu sohbetler deyince, aklımıza aile toplantıları, cemaat sohbetleri, okullarda, üniversitelerde yahut da diğer kurumlarda bir araya gelmek gelebilir. Yani belli bir kesime ait bir kavram değildir. İçeriğine göre adlandırılmalar değişse de hepsi birer sohbettir. Dini konularda konuşursak adı İslami sohbet olurken, bilimsel konularda konuşursak, Bilim sohbeti olur. Evimizde konuşursak aile sohbeti, cemaatlerde, dernekler de toplanırsak adı İslami sohbet toplantıları olur.
İslami Sohbet deyince, o güzel insanlardan bahsetmemek olmaz. Onlar ki Peygamberin yoldaşları, öğrencileri, dostlarıydı. Sadece Peygamberimizi bir kez dinlediler diye güzel adlarla anıldılar.
Evet, Peygamber efendimiz döneminde sadece bir kez dahi sohbetinde bulunmaları sebebiyle o dönemde yaşayan kişilere “ashap” ve “sahabe” denmiştir. Sohbeti edilen ortamın güzelliği ve sohbet edilen güzelliğinden dolayı bu isimler günümüzde bile çok güzel anlamlar ifade eder.

Sohbet

İletişime geçmek, etkilenmek olduğu için, kimlerle ne kadar sohbet ettiğimiz önemlidir. Gittiğimiz ortamlar, kimlerle yan yana olduğumuz ve ne tür sohbetlerde konuşup, güldüğümüz bizlerin karakterlerini etkileyecek kadar kritik bir öneme sahiptir. Sohbet için nasıl ki sahabe Peygamber’in yanını seçmişse, bizler de gönlü, ahlakı güzel olan insanların yanını seçmeliyiz.
Gerek gerçek hayatımızda olsun gerek de internet üzerinde olsun bulunacağımız yeri ortamı önce bir değerlendirmeli, daha sonra da bize mana katacak şekilde sohbetlerimizi sürdürmeliyiz. Nitelikli sohbet bizlerin hem bilgi düzeyini hem de bakış açımızı etkileyecektir. Fakat aksine boş veya uygunsuz sohbetlere dahil oldukça da kalbimizi onlara yönlendireceğiz.
Kalp; evrilen demektir. Bizler kimlerle bağ kurarsak onlara doğru meyil edecektir. Bu sebeple insanların iletişim şekli olan sohbeti bizlere faydalı hale getirmemiz çok önemlidir. Misal Peygamberimiz, kişi arkadaşının dini üzerinedir, der. Çünkü bizler arkadaşlarımızla, çevremizle iletişim halindeyiz, yaptığımız sohbetler de hayatımızı, görüşlerimizi ve hatta inancımızı etkileyecektir.
Sohbetlerde paylaşımcı bir anlayış esastır. Bir ekmeği olan kimse yarısını ihtiyacı bulunan sohbet arkadaşına vermelidir. İbrahim b. Şeyban, “Ayakkabım, ibriğim diyenlerle sohbet edilmez” demiştir. Sohbet için seçilen kişinin akıllı, huyu güzel, dindar bir kimse olması lâzımdır.
Gazali sohbet için seçilen dostta bulunması gereken nitelikler hakkında geniş bilgi verir. Halife Memun’a göre gıda gibi olan arkadaşlara daima, ilaç gibi olanlarına bazen ihtiyaç duyulur. Hastalık misali olan arkadaşlara ise ihtiyaç yoktur. Zira bu takdirde onun kahrını çekmek zorunda kalınır.
Tüsterii gaflet ehli zorbaların, yalancı zahitlerin ve cahil mutasavvıfların sohbetlerinden uzak durmayı tavsiye etmiştir. Sufiler Hz. Musa ile Hızır’ın yoldaşlığını örnek bir sohbet diye göstermişlerdir. Bütün tarikatlarda sohbete önem verilmekle beraber ilk dönem Nakşibendiliğinde ve Mevlevi tarikatında sohbetin çok önemli bir yeri vardır.
Mevlana’ya göre Allah yolundaki kişilerle bir anlık sohbet takva ile geçirilen yüzyıllık ömürden daha üstündür.

Sohbet Adabı

Sohbet bu kadar önemliyse, elbette bunun bir usulü bir adabı da olacaktır. Saygı, edep çerçevesinde Hakikatle süslenmesi gereken İslami Sohbetlerimizin nasıl olması gerektiği hakkında hadislere bakarsak acaba önümüze nasıl bir manzara çıkacaktır.
Sohbet etmek, herkesle yapılan bir şey olsa da, sohbeti sohbet yapan özde nedir?
İşte Sohbet hakkındaki hadisler şunlardır;

Müslümanlar birbiriyle sohbete başlarken, sürdürürken dikkate alması gerekenler;

Müslümanın, Müslüman üstündeki hakkı beştir: “Selamını almak, hasta ziyaretine gitmek, cenazesine katılmak, davetine icabet etmek, hapşırınca yerhamükallah demek.” Buhari, Cenaiz 2

Sohbet ederken düşünmemiz gerekenler ve uzak durmamız gerekenler;

Hz. Ebu Hureyre anlatıyor: “Resulullah aleyhissalâtu vessalâm buyurdular ki: “Sakın zanna yer vermeyin. Zira zan, sözlerin en yalanıdır. Tecessüs etmeyin, haber koklamayın, rekâbet etmeyin, hasedleşmeyin, birbirinize buğzetmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin, ey Allah’ın kulları, Allah’ın emrettiği şekilde kardeş olun.
Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona ihanet etmez, zulmetmez, onu mahrum bırakmaz, onu tahkir etmez.
Kişiye şer olarak, Müslüman kardeşini tahkir etmesi yeterlidir. Her Müslümanın malı, kanı ve ırzı diğer Müslümana haramdır.
Allah sizin suretlerinize ve kalıplarınıza bakmaz, fakat kalplerinize ve amellerinize bakar. Takva şuradadır -eliyle göğsünü işaret etti- :
Sakın ha! Birinizin satışı üzerine satış yapmayın. Ey Allah’ın kulları kardeş olun. Bir Müslümanın kardeşine üç günden fazla küsmesi helâl olmaz. Buhari, Nikah 45

Meclislerde (Sohbet Ortamında) Oturma Adabı

Ebu Said el-Hudri radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalâtu vesselâm (bir gün):
“Sakın yollara oturmayın!” buyurmuştu.
“Ya Resulullah dediler, oturmadan edemeyiz, oralarda (oturup) konuşuyoruz. ”
“Mutlaka oturacaksanız, bari yola hakkını verin!” buyurdu. Bunun üzerine:
“Ey Allah’ın Resülü, onun hakkı nedir?” diye sordular.
“Gözlerinizi kısmak, gelip geçeni) rahatsız etmemek, selama mukabele etmek, emr- bi’l-ma’ruf nehy-i ani’l-münker yapmaktır!” dedi.” Buhari, İstizan 2
İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Resulullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Üç kişi beraberken, ikisi aralarında hususi kanuşmasınlar, bu, öbürünü üzer.” Buhari, istizan 45
Bu manada bir rivayet İbnu Mesud’dan gelmiştir. Hadisi Buhari, Müslim, Ebu Dâvud ve Tirmizi kaydetmişlerdir.
Hz. Enes anlatıyor: “Ashaba Resulullah’dan daha sevgili kimse yoktu. Buna rağmen Aleyhissalâtu vesselam’ı gördükleri zaman ayağa kalkmazlardı, çünkü O’nun bundan hoşlanmadığını biliyorlardı.” Tirmizi, Edeb 13
Ebu Ümame (radıyallahu anh) anlatıyor: “Birgün Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) yanımıza geldi, elinde de bir âsa (değnek) vardı. Biz ayağa kalktık.
“Yabancıların birbirlerini büyüklemek için ayağa kalkmaları gibi ayağa kalkmayın!” buyurdu.” Ebu Davud, Edeb 165
Vehb İbnu Huzeyfe anlatıyor: “Resulullah buyurduIar ki: “Bir kimse ihtiyacı için çıkar, sonra geri dönerse, önceki yerine oturmaya (herkesten ziyade) hak sahibidir.” Tirmizi, Edeb 10

ARKADAŞIN VASFI HAKKINDA

Ebu Musa (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah buyurdular ki: “İyi arkadaşla kötü arkadaşın misali, misk taşıyanla körük çeken insanlar gibidir. Misk sahibi ya sana kokusundan verir veya sen ondan satın alırsın. Körük çekene gelince ya elbiseni yakar yahut da sen onun pis kokusunu alırsın.” Buhari, Büyü 38
Hz. Câbir anlatıyor: “Resulullah buyurdular ki: “Şu üçü hariç bütün meclisler emniyettedir: Haram kan dökülen meclis, haram ferc bulunan meclis, haksız mal taksimi yapılan meclis.” Ebu Davud, Edeb 37
Hz. Enes anlatıyor: “Resulullah beni, bir ihtiyacı için göndermişti. Bu yüzden anneme dönmekte geciktim. Eve gelince annem:
“Niçin geciktin?” diye hesaba çekti.
“Resulullah dedim, beni bir iş için göndermişti.”
“Ne işiydi o?” diye annem sordu.
“O sırdır söyleyemem!” deyince, annem:
“Resulullah aleyhissalâtu vesselâm’ın sırrını sakın kimseye açmayasın!” dedi.” Müslim, Fedâilus- Sahabe 145

KARŞILIKLI MUHABBET

Ebu Hüreyre anlatıyor: “Resulullah buyurdular ki: “Nefsim yed-i kudretinde olan zâta yemin ederim ki, imân etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız! Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz şeyi haber vereyim mi? Aranızda selamı yaygınlaştırın!” Müslim, İman 93
Nu’man İbnu Beşir anlatıyor: “Resulullah aleyhissalâtuvesSelam buyurdular ki: “Birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamette, birbirlerine şefkatte Müminlerin misali, bir bedenin misalidir. Ondan bir uzuv rahatsız olsa, diğer uzuvlar uykusuzluk ve hararette ona iştirak ederler.” Buhari, Edeb 27
Hz. Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Allah’ın kulları arasında bir grup var ki, onlar ne peygamberlerdir ne şehidlerdir. Üstelik Kıyamet günü Allah indindeki makamlarının yüceliği sebebiyle peygamberler de, şehidler de onlara gıbta ederler.”
Orada bulunanlar sordu:
“Ey Allah’ın Resulü! Onlar kim, bize haber ver!”
“Onlar aralarında ne kan bağı ne de birbirlerine bağışladıkları bir mal olmadığı halde, Allah’ın ruhu (Kur’an) adına birbirlerini sevenlerdir. Allah’a yemin ederim, onların yüzleri mutlaka nurdur. Onlar bir nur üzeredirler. Halk korkarken, onlar korkmazlar. İnsanlar üzülürken, onlar üzülmezler.
Ve şu ayeti okudu: “Haberiniz olsun Allah’ın dostları var ya! Onlara ne korku var ne de onlar üzülecekler” (Yunus 62).
Ebu Davud, Büyü 78

İzin Alma

Rıbi İbnu Hiraş, Beni Amir’e mensub bir adamdan naklediyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir evde bulunduğu sırada, yanına girmek için:
“Girebilir miyim?” diye izin istedi. Aleyhissalatu vesselam hizmetçisine:
“Çık, şu gelene istizan adabını öğret, bu maksatla ona: “Es Selamün aleyküm, girebilir miyim?” demesini söyle!” buyurdu. Adam bunu işitmişti, (hizmetçiyi beklemeden):
“Es Selamu aleyküm, girebilir miyim?” dedi. Resûlullah da adama izin verdi, o da girdi.” Ebu Davud, Edeb 137

Selamlaşmak

Kelede İbnu Hanbel anlatıyor: “Safvân İbnu Ümeyye benimle, Resulullah’a süt, ağız ve bir miktar salatalık gönderdi. Aleyhissalatu ves Selam o sırada Mekke’nin yukarısında idi.
İzin istemeden, Selam vermeden huzuruna girdim. Bana:
“Dön, Es Selamu aleyküm, gireyim mi? de!” buyurdu. Ben de öyle yaptım.” Tirmizi, istizan 18

İnsanların Kusurlarını Araştırmak ve Örtmek

Sohbet ederken insanların kusurlarını görmek, araştırmak için konuşmak sohbet adabına uymadığı gibi, insanların arasını bozan bir durumdur. Allah’u Teala b halden razı olmadığı gibi bu bir Müslüman için çok çirkin bir hal olarak görmüştür. Hadiste ise bu konu şöyle ele alınmıştır;
Hz. Abdullah İbnu Ömer anlatıyor: “Bir gün Resülullah aleyhissalâtu vesselâm minbere çıkıp yüksek sesiyle şöyle nida etti:
“Ey diliyle Müslüman olup da kalbine iman nüfuz etmemiş olan münafıklar! Müslümanlara eza vermeyin, onları kınamayın, kusurlarını araştırmayın. Zira kim, Müslüman kardeşinin kusurunu araştırırsa, Allah da kendisinin kusurlarını araştırır. Allah kimin kusurunu araştırırsa, onu, evinin içinde (insanlardan gizli) bile olsa rüsvay eder.”
İbnu Ömer bir gün Ka’be’ye nazar etti ve:
“Şanın ne yüce, hürmetin ne yüce! Ancak Müminin Allah yanındaki hürmeti senden de yüce!” dedi. ”Tirmizi, Birr 85

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir