Mutlu Yuvanın Sırları Nelerdir

Mutlu Yuvanın Sırları Nelerdir post thumbnail image

Mutlu Yuvanın Sırları Nelerdir?

Bir kadın içinde bir erkek içinde yuva kurmak gerçekten önemlidir. Bir eş seçimiyle sadece hayatımıza bir insan girmeyecektir. Bir sürü yeni kural, yeni alışkanlıklar, farklı bakış açıları, birçok düşünce ve duygu da dâhil olacaktır. İnancımızı, değerlerimizi etkileyecektir. Amaçlarımızı ve hayallerimizi değiştirecektir. İstesek de istemesek de böyle bir gerçek söz konusudur.

Normal bir insan bile yakınlık durumuna göre bizleri etkilerken, nerdeyse tüm günümüzü gecesiyle gündüzüyle, geneliyle mahremiyle her şeyimizi paylaştığımız eşlerin bizleri etkilememesi mümkün değildir. Bu sebeple eş seçimi ve yuva kurmak hayatımızın kritik geçiş noktalarından biridir ve etkisi de oldukça uzundur.

Eş Seçerken Nelere Dikkat Edilmelidir?

Eş seçimi yaşayacağımız hayatımızın ikinci önemli etkenidir. Birincisi nedir diye merak ediyor olabilirsiniz. Birincisi elbette kendi karakterimizdir. Öncelikle kendi karakterimizi oturtmak, olgun biri olarak amaçlarımız doğrultusunda sağlam adımlar atmamız önemlidir, daha sonra da hayatımıza dıştan katılan ama içimizde yer bulacak olan eşlerimizdir. Bizlerin nasıl bir hayatı yaşayacağımızın en belirleyici dış etkendir.

Eşimizin bizleri etkileyeceği belli başlı konulara örnekler verirsek;

Seçeceğimiz kişinin özelliklerine, alışkanlıklarına göre tutumlar geliştireceğiz. Belki ona ayak uyduracağız, belki de tam tersi bir tavır takınacağız.

Eşiniz alkol içen biriyse onunla alkole alışacaksınız ya da alkolden ve içtiği için de eşinizden nefret edeceksiniz.

Eşiniz kitap okumuyorsa, gereksiz buluyorsa sizler de zamanla kitap okumaktan vazgeçeceksiniz.

Eşinizde dini duyarlılık varsa onunla beraber ibadetlerinizi düzene koyup kalıcı hale getirir yahut da dinden uzaksa onunla beraber var olan tutumlarınızı, amellerinizi de değişeceksinizdir.

Eşimiz okumaya, araştırmaya gelişime açıksa bizler de yeni şeyler öğrenme alışkanlıkları kazanırken, aksine eşimiz yeniliklere oldukça kapalı, bildiğinden şaşmayan biriyse bizler de ona da göre var olan potansiyelimizi körelteceğiz yahut da eşimizin bu halinden dolayı onu küçümseyecek, onunla geçirdiğimiz vaktin kalitesini azaltacağız.

Eşimiz eğer sinirli biriyse, bizler zamanla ya haddinden fazla susmayı öğreneceğiz ya da kavga etmeyi, tartışmayı, bağırmayı öğreneceğiz.

Eşimiz duygusuz, sevmeyi bilmeyen, ilgisiz biriyse, zamanla bizler de ona benzeyecek ya da bu açığımızı başka şekillerde doldurmaya kalkacağız.

Daha birçok değerlendirme yapılabilir. Fakat temelde yatan düşünceyi anlamış olduğumuza inanıyorum. Lakin şöyle de bir not düşmek isterim. Bizler hayattan ne bekliyoruz, ne olmayı planlıyoruz, amaçlarımız, hayallerimiz ve bizi huzura kavuşturacak olanlar neler, potansiyelimizin ne kadar farkındayız? İşte bu temel soruları öncelikle cevaplamamız gerekir. Aksi halde, belki eşimiz olacak kişi iyi, olgun biri olsa da uyumsuzluk sebebiyle gereken doyumu yine elde edemeyeceğiz.

Ve eşimizden kusursuz olmayı beklemeyeceğiz. Hiçbir insanın kusursuz, hatasız olmadığının bilincinde olmalıyız. Karşımızdaki kişin hatalarını zamanla düzelmesi için gereken özeni göstermeliyiz.

Kendimize sık sık sormamız gereken sorular…

Ben şuanda kimim?

Ne yapıyorum?

Ne olmak istiyorum?

Nasıl birini istiyorum?

İstediğim kişiyle mutlu olabilir miyim?

Ne kadar gerçekçi biriyim?

Ve sonunda birini seçtik, değerlendirdik bundan sonra bizi neler bekleyecek, onlara bir bakalım.

Evlilikte Mutlu Olmak

Nişan-Nikâh Dönemi

Birçok etkenin yoğun şekilde hayatımıza gireceği bir dönemdir. Bu dönemde özellikle maddiyat beklentileri, ortak seçimler ve aileden çevreden gelen çok fazla öneri, yorumlarla bu süreç olabildiğince zorlaşır. Ne kadar çok kişi olaya dâhil edilirse o kadar sorun çıkar. Her kafadan bir ses çıkar misali. Elbette istişare etmek, fikir almak önemlidir. Tabi kimlerden fikir almamız gerektiği de önemlidir. Fikir alacağımız kişiler her ne kadar anne babalarımız gibi görünse de, onlara danıştığımız konular her zaman da bizlere verimli sonuçlar çıkarmayacaktır. Bu sebeple danışacağımız kişi gerçekçi, sevgiyi, saygıyı ön plana alan, olgun biri olmalıdır. Ve kimi dinlersek dinleyelim, karar alma sürecini yöneten sadece 2 kişi olması gerektiğini bilelim. O iki kişi elbette yuvanın başrolündeki kişiler olmalıdır.

Evlenecek olan kişiler, birbirlerine karşı dürüst olmalıdır. Birbirlerini rakip olarak ve ya bu süreçte bir banka, bir yardım kurumu gibi görmemek gerekir. Evlenmeye karar verene kadar zaten birçok konu konuşulmuştur. Karşılıklı dürüstlük var ise ki bu önemli bir konudur. Eşler arasında olmazsa olmazlardandır. Bu süreci hallettiğimizi varsayarak ele alırsak, evleneceğimiz kişinin ailesinin durumunu, işini, ortamını biliyoruzdur. Bunları bildiğimiz ve buna rağmen de evlilik kararı vermişsek, bu süreç gelip çattığında karşımızdaki insandan yapabileceğinin üstünde beklentilerle taleplerde bulunursak, bu hem evleneceğimiz insanı yıpratıp, bize olan bağının azalmasına sebep olur hem de bu karşıdaki kişiye yapılmış bir haksızlıktır.

Eşimiz olacak kişiyi, kendimiz yerine koyamıyorsak, güçlü bir empati kuramıyorsak bu evlilik tam da bu noktadan kırılacaktır. Belki bu dönemde olmayacak ama mutlaka bu konu halledilmesi gereken önemli bir husustur.

Eşlerimizi bir rakip olarak görmek yerine birbirinizi tamamlayacak bir bütün olma düşüncesini aklımıza yerleştirmeliyiz.

Evliliğin ilk Yılları

Evliliğin ilk yılına nasıl bir geçiş yapacağımız, nişan döneminde az çok görülse de bu dönem asıl geçişin yapıldığı dönemdir. Nişan döneminde daha çok düşünce boyutunda olan etkenler bu dönemde eylemsel olarak girecektir. Evliliğin ilk ayları ve ilk yalı bir adapte dönemidir. Yeni bir kişiyle aynı evi paylaşmak, ailesi, akrabaları, arkadaşları hayatımıza girecektir. Ayrıca bu kişilerle beraber onların, alışkanlıkları, yeme içme şekilleri, giyim tarzları, konuşma şekilleri, ilişkilerini yönetme şekilleri ve birçok şey bu dönemde hayatımıza girecektir. İşte eşler bunun bilincinde olursa, bu süreçte birbirlerine gereken Sabrı gösterip, gerekli eğitimi hoşgörü çerçevesinde sağlamalıdır.

Eğitim kelimesini kullanmam sizlere abes gelmesin. Biliyoruz ki hayatın her anı bizi eğitir. Eşler de birbirilerini tanıma ve kendini ifade etme, ailesini, akrabalarını tanıtma ve onlarla nasıl bir bağ kurulacağına dair ortak kararlar alma, bunları güzel alışkanlıklar haline getirmesi gerektiğini bilip ona göre bir eğitim ve öğrenme süreci edinilir.

Yediğimiz yemekleri, giydiklerimizi ve keza karşımızdaki kişiden beklentilerimizi hepsi beraber bir kombine isteyen süreçte her adım bizlere yeni bakış açıları kazandıracaktır.

Gereken sevgi, saygı, ilgi, güven sağlanırsa, bu adapte süreci zor da olsa, huzur içinde tamamlanacaktır.

Uzmanların araştırmalarına bakarsak, evliliğin bu adapte dönemi olan yaklaşık 3 yıllık dilim atlatıldığında, evlilik bir temele oturmuş olacaktır. Ve bu süreç 7 yıla tamamlanırsa kalıcılık hayatımızda nerdeyse vazgeçilmez boyuta ulaşacaktır.

Müslüman aile resmi

Çocukların Sorumluluğu ve Ev işlerinde Yardımlaşma

Evlilik sürecinin genel manada vazgeçilmez noktalarından biri de çocuklarımızdır. Birçok insan çocuğu olmasını ister. Bazen bunu ilk günden itibaren isterken, bazılarımız da bunu zamanla isteyecektir.

Eşlerin çalışma durumuna göre evdeki yardımlaşma boyutu değişecektir.

İki eş çalışıyorsa ev içi ve ev dışı sorumluluklar katı olmamak kaydıyla yarı yarıya bir paylaşım yapılması gerekir. Tabi eşler bunu nasıl yapmak isterler kendileri karar verir. Keza hepimiz farklı mizaçlarda insanlarız. Hepimizin sevdiği, sevmediği, zorlandığı alanlar değişecektir. Bir erkek için faturaları ödemek, kirayı vermek, yâda market alışverişine gitmek daha kolay gelebilirken, bir kadın için bunlar daha zor olabilir. Ya da evdeki işlerde bir kadın için yemek yapmak, bulaşık, çamaşır yıkamak, ütü yapmak vs daha kolay olabilirken erkek için zor olabilir. Tabi bu işleri de zor diye iki tarafta işten kaçıp karşı tarafa gönülsüz yüklenmesi doğru olmayacaktır.  Bu sorumluluk paylaşımını iş arkadaşımızla yapmadığımızı unutmamız gerekir. Sorumluluklarımızı beraber, sevgi ve saygı çerçevesinde yapmalıyız.

Eşlerden biri çalışıyor, diğeri çalışmadığı durumda;

Çalışmayan kişinin evde sorumluluklarının artması beklenir. Tabi ki tüm ev işlerini yalnız yapması gerekir diyemeyiz. Çalışan kişinin, iş ortamında ne kadar süre kaldığı, ne kadar yorulduğuna göre, ev işlerine de küçük de olsa katkısı sağlanmalıdır. Çalışan kişinin işi yorucu değilse ve uzun zaman almıyorsa ev işlerinde ve çocuklar hususunda mutlaka katılması gerekir.

Çocuklu Ailelerde durum;

Çocuklu bir ailede sorumluluklar daha fazladır. Bu sebeple yorucu olan bu süreci atlatmak hususunda eşlerin hem madden hem de manevi açıdan desteği önemlidir. Çocuklar hususunda özellikle de ilgi boyutunda, eşlerin ikisine de büyük pay düşmektedir. Bir taraf annesi, diğer taraf babasıdır. Çocukların her iki duyguyu da sonuna kadar güzelce yaşaması onların hakkıdır.

Çocuklar hususunda karar alırken, eşlerin birbirilerini Sabırla dinlemeleri ve gerçekçi değerlendirmeler yapmaları gerekir. Çocukları fazla şımartmak, her dediğini yapmak da onları ilgisiz bırakmak da ebeveynliğin kalitesini sorgulamamıza sebep olur.

Çocuklarımızı yetiştirirken gereken özenle beraber aklımızda kalması gereken bir diğer hususta, bu sürecin yorgunluğuna kapılıp, eşler olarak birbirimizi ihmal etmemeliyiz. Birbirlerine vakit ayırmalı, sevgilerini göstermelidir. Özellikle de sohbet etmek, dertleşmek, günün yorgunluğunu eşlerimizin omzunda, yanında atmamız gerekir. Bu hem sevginin kalıcılığını sağlar hem de diğer insanlara ihtiyacımızı azaltır.

Çocuklarımız nasıl ki ihmali kaldırmıyorsa, eşlerimiz de kadın ve ya erkek fark etmez bu ihmali kaldırmakta zorlanacaktır. İnsan olmanın fıtratında vardır bu sevgi, ilgi beklentisi. Eşler de birbirleri için en yakın ve özel bir dünya kurdukları için, bu ihtiyacın karşılanması gerektiği en doğru yerdir.

Ev Sünnetleri

Aile-Akraba-Arkadaş İlişkileri

Ailelerimiz, yani anne, baba ve kardeşlerimiz hayatlarımızın birer parçasıdır. Onlardan vazgeçemeyeceğimizi biliyoruz. Tabi yeni yuvamıza etkilerine göre bağımızı belirlememiz gerekmektedir. Annelerimiz, babalarımız, yeni kurduğumuz yuvamızla bağlarını doğru şekilde kurmaya çalışmalı, bunun sağlanamadığı noktalarda ilişkilerimizi kopartmadan ama uygun şekillerde belki azaltarak, belki de ortamı değiştirerek güvene almamız gerekir.

Anne babalarımız eşimizi rahatsız ediyor, huzurunu kaçırıyorsa sürekli görüşeceksin gibi bir algıyı taşımaktan vazgeçmeliyiz. Yahut da onlar annem babam ne derse o gibi bir düşünceye sahip olmak nerde olursa olsun sağlıksız bir düşünceyken, bu ailemizde de daha büyük sıkıntıların sebebi olacaktır. Ya da eşimiz, anne babamıza karşı adaletsiz bir tutum içindeyse onun bu tavrında daha dikkatli olması gerektiğini bilmeli ve bunu sağlamalıyız.

İlişkilerde Denge

Denge kurmak aileler, arkadaşlar arasında oldukça zor olabilir. Lakin o dengeyi kurmayı ihmal edersek de sıkıntılar gittikçe artacaktır.

İki ailemizden de kopmaması gereken temel kişinin biz olduğumuz bilmemiz gerekir. Bizler elbette her iki ailemizden de sorumluyuz ve her iki ailemizi de bir diğerinden daha önemsiz kabul edemeyiz. Lakin çaba boyutunda eşimiz çocuklarımız biraz daha ön planda olmalıdır. Anne babalarımız konusunda bakımları olsun, hizmetleri olsun, eşlerimizden yardım alabiliriz ama onları zorlama hakkımız olmadığını bilmeliyiz. Kendi sorumluluklarımızdan kaçmak için onların yükünü, istemedikleri halde arttırma lüksümüz yok. Karakterleri ve ahlakları haricinde, iki tarafında ailelerinin kendi yuvalarına aynı yakınlıkta olduğunu bilmeleri gerekir. Kadının ailesi ya da erkeğin ailesinin sebepsiz şekilde ön plana çıkarılması, eşlerin birbirine olan güveni sarsacaktır. Bu güven manevi bir güvendir. Eşim demek ki bana rağmen ailemle bağ kurarken gereken özeni kurmuyor, o halde bana yeterince değer vermiyor algısının zamanla oluşmasına sebep oluruz. İşte bunu başta eşlerimize olan saygımız, daha sonra da insanlara olan saygımız sebebiyle iyi ayarlamamız gerekmektedir.

Elbette karakter bağlarımızı etkileyen bir durumdur. Yakınlık derecesinde adil olma çabasını göstermek istesek de bazen karakterlerdeki sorunlar, art niyetler, uyum sağlanamama gibi sebeplerle bağlarımızda kısmi azalmalar olabilir. Bunu da yadırgamamak gerektiğini bilmemiz gerekir. Eşlerimizi benim aileme karşı ilgisizsin gibi ithamlarda bulunmadan önce, ailesinin gerçekten o durumu hak edip etmediğini sorgulaması gerekmektedir.

Evlilikte Unutulmaması Gereken 4 Temel Düşünce

Evliliğin temelini oturtmamız gerektiği 4 temel düşünce vardır. Bunlar hepimizin bildiği şeylerdir. Lakin bunun idrakine ulaşıyor muyuz, bu düşüncelere hayatlarımızda ne kadar yer veriyoruz, bir durup düşünmek gerekir.

4 temel düşünce: Sevgi, Saygı, Güven ve İlgi…

Bu 4 temelde kurulmuş bir yuva kolay kolay sarsılamaz.

Hayatın zorluklarına rağmen, insanların müdahalelerine rağmen dimdik ayakta kalmasını sağlayacaktır. Bu 4 temel duygunun 3’ünü herkes aynı önemde görüyoruz fakat ilgiyi daha az önemli sanıyoruz.

İlgi aslında, saygının, sevginin ve güvenin göstergesidir. Yani bu 3 duygu içimizde var olsa da onu ilgi basamağında göstermedikçe, hayatımıza yansımasını gerektiği gibi göremeyeceğiz. Zaman zaman hayatın getirdiği imtihanlarda ve şeytanın vesveseleriyle şüphede kalacağız. İlgi olmazsa bu 3 temel duygu da bir nevi hava da kalacaktır.

Allah’u Teâla, bizlerin O’nu sevmesini, saygı duymamızı ve O’na şüphesiz bir güven içinde olmamızı ister. Lakin bizlere bunları göstermemiz için, ibadet ve salih ameller yapmamızı da emreder. İşte ilgi aynı zamanda bir ibadet gibidir. Önemlidir, değerlidir ve temel duyguların somut âlemde göstergesi olduğu için vazgeçilmemesi gereken bir durumdur.

Birbirimizden ilgimizi esirgemeden, sevgi, saygı ve güvenimizi yaşamalıyız. İçimizde kalmamalı, bunu sözlerle, tavırlarla karşımızdakinin de yaşamasına izin vermeliyiz.

Her şeyden önce eşlerimiz ve evlatlarımız bizlere Allah’ın birer emanetidir.

Bu şuurla yaşayabilirsek, yuvamızda her gün yeni bir çiçek açacaktır. Her günümüz bir diğer günü aratmayacak kadar huzur dolu olacaktır.

Allah kalplerimizde ve hayatlarımızda hem kendi rızasını, hem de bizlerin razı olacağı, gözümüzün Nur’u olacak eşler ve evlatlar nasip etsin.

 

yazan: imtihan

6 thoughts on “Mutlu Yuvanın Sırları Nelerdir”

  1. Berire dedi ki:

    İmtihan yine enfes bir yazı hazırlamışsın.
    Pür dikkat okudum
    Çok önemli hususlara değinmişsin.
    Evlenecekler okunmalı bu yazı bence ☺️ Ellerine afiyet yüreğine bereket Cancağzım benim 💕❤️

    1. imtihan dedi ki:

      Hicret sağol canım. Sen konuyu sundun ben de denedim. Rabbim çok hayırlı bir ömür nasip etsin yuvalarımızda… 💜❤💙💛💚

    2. imtihan dedi ki:

      Amin Amin 👼 İnşaAllah herkese bir nebze faydası olur. 💁‍♀️

  2. Şiraze dedi ki:

    Dikkatle okudum, emeğine sağlık.

  3. Elif23 dedi ki:

    İmtahan emeğine yüreğine sağlık arkadaşım hayatımda bana yön veren gerçek dost Allah’ım gonlunu de bahtinida güzel etsin iyiki tanımışım senin gibi birini iyiki hayatima girdin 🤗🤗🤗🤲

    1. imtihan dedi ki:

      Amin Elif. Ben de sizleri iyiki tanıdım. Senin neşen, doğallığın hep sohbetlerimizi çok güzelleştirdi. Rabbim Seninde kuracağın yuvada Hayrı Huzuru Bereketi bol kılsın. 💚💛💙❤💜 👼

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar