Anasayfa / Genel / Nefs Kibir Nedir

Nefs Kibir Nedir

Nefs Kibir Nedir

İnsanların En Büyük İmtihanı Kibir ve Nefs

İmtihan hayatını var eden Rabb’imiz bizlere sakınmamızı söylediği günahlar, haramlar, yapmamızı istediği de ibadet ve salih ameller vardır.

Günahların en büyüğü ve affedilmeyecek olan şirk diye geçer. Şirk, Allah’a eş koşma eylemidir. Yeni bir tanrı belirleme halidir. Bu bazı dönemlerde görünen elle yapılan putlar olmuştur.  Fakat çoğu zaman görünmeyen ya da fark edemediğimiz putlarımızdır. Mesela mal sevgimiz, statü hırsımız, ya da çok sevdiğimiz insanlar(çocuğumuz, eşimiz, kardeşimiz, arkadaşımız, ana babamız vs). Ve bunun da ötesinde kendi nefsimiz…

«Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilâh edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın?» dediğimiz gibi Furkan suresinde nefsin bir ilah olabileceğini bizlere söyler. İnsan heveslerini, nefsini ve belki de üstünlük çabasına büründürülen aklını ilah edinebilir. Bu öyle bir günahtır ki, diğerlerinden farklıdır. Zina, hırsızlık, kumar, faiz vs bu günahların hepsi işlendiği zaman bilinilir. Farkına varır şahit olanlar ve kendimiz. Ama kibrin kalbimize girmesi ve nefsimizi ilahlaştırması, görünmez bir şirke götürmesi, çok sinsi ve çok tehlikeli bir günahtır.

Kibir günahı şeytanın kovulma sebebidir. Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu. Bakara suresinde geçtiği üzere, şeytan secde etmemişti. Kibrine kapılmıştı ve üstünlük taslamıştı. Allah u Teala da O’na sormuştu, itaatsizliğinin nedenini:

Allah, “Ey İblis! Ellerimle yarattığıma saygı ile eğilmekten seni ne alıkoydu? Büyüklük mü tasladın, yoksa üstünlerden mi oldun?” dedi.(Sad/75)ayette geçtiği üzere, bunun sebebinin nedenini kibir olup olmadığını soruyor. Bizlere bu misalleri veren Allah bize, sözünden dışarı çıkmak konusunda büyüklük taslamanın şeytanın misali olduğunu haber veriyor.

Şeytan burada itaatsizlik yapmıştı, Allah’a ki; O, her şeyi bilen eksiksiz olan tek yegâne var olan, Ezeli ve Ebedi olana karşı gelmişti. Nasıl böyle bir şeyi yapabilmişti gerçekten tuhaf geliyor değil mi? Allah’ı bilen bir bilginken, bu duruma nasıl düşebilmişti. Şeytan ibadet eden, ilmi olan bir kuldu ama içindeki kibri, nefsinin ilahcılık arzusu yüzünden huzurdan kovulup, ebedi cehennemlik olmuştu.

Nefs Ve Kibir

Nefs Ve Kibir

Kovulduğu bu sinsi günahın hırsını bütün insanları günaha sokarak almak istedi. Herkese vesvese vermeye başladı, ama en büyük silahı bütün nefis sahibi kullarda işine yarayacaktı. Kendini huzurdan kovduran o günah ile nice insanı yorulmadan yoldan çıkarabileceğini biliyordu. Nefsin zaafını bildiği için, ona sen üstünsün diye vesvese vermeye başladı. Nefsi okşadı, aklı ise bahanelerle kandırmaya başladı. Bu yüzdendir, bizler kibre meyil ettiğimizde Allah muhafaza, bu günahı göremez oluyoruz. Öyle bir hal ki, bazen hayır işlerken, ibadet ederken, riaya düşerek kibre kapılabiliriz, bazen sadaka verirken, ya da başka bir amelde. Bu yüzden kalplerimizi sık sık kontrol etmeli, nefsimizin ve şeytanın oyununa yenilmemeliyiz. Her yaptığımız amelde, düşünce de; Allah için mi yapıyorum? Diyebilmeliyiz. Kendimizi mahkemeye koymalı ve nefsimizi sorgulamalıyız. Bunu bir vesvese olarak değil, aşama kaydetmek için yapmalıyız.

Aklımıza sebepsiz güvenmemeli, anlamadığımız ayetlerde mantıkla acele edip, aman olur mu böyle şeyler deyip kestirip atmamalıyız. Bizler insanız, kuluz. Eksiğiz, her şeyimizde Allah’a muhtacız. Bu yüzden dini yaşarken bencelerden uzak durmalıyız.  Çünkü bence- Benden- Enedenyani Nefisten gelir. Bu yüzden Hz Ali şöyle nasihat eder: Bilgisiz, bilmediğini sormaktan utanmasın. Âlim, içinden çıkamayacağı bir meselede en iyisini Allah’u Teâla bilir’ demekten sakınmasın. Çünkü âlimde olsan, her zaman bilmediğimiz meseleler olacaktır. Bilmediğimiz, bize tam açılmayan konularda sırf kendimize aklımıza, ilmimize güveniyoruz diye onca yıllık hayatımızı silip, hayrımızı şerre çevirmemiz için, kibirden uzak kalmalıyız.

Nefsimizi kendimize dost edinmemeliyiz. Nefis birçok ayette kötüyü arzulayan olarak geçer. Şeytanı da kendine vesvese veren biri olmadığı halde yoldan çıkaran nefsidir. Hadiste Allah’ın yarattıkları arasında sevmediği olarak geçer nefis. Nefs ilahlık arzusuyla, açlığıyla, doymak bilmez haliyle, en büyük tehlikemizdir. Nefsimiz olmasaydı, meleklerin secde ettiği gibi hepimiz sadece secde eder, Allah ne derse onu yapardık. Bu dünyadaki en büyük imtihanımız ve hatta bütün imtihanların temelinde yine nefsimiz vardır. Nefsimiz olmasaydı, şeytan vesvese veremezdi. Meleklere nasıl ki vesvese verilmiyor, bizlerde bir insan olmazdık. Ama nefsimize rağmen bu imtihanı yenecek güç ve özelliklerle donatıldık. Yeter ki irademizin hakkını verip, Allah’a teslim olabilelim.

Yazar: Derya TURKAY

Hakkında admin

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Scroll To Top