Anasayfa / Genel / Utanma Haya Duygusunun Sırları

Utanma Haya Duygusunun Sırları

Utanma Haya Duygusunun Sırları

Utanmanın Ölçüsü Nedir?

İnsan yaradılışında var olan bir duygu da utanmadır. Yanlış bir şey görünce özellikle de ayıp dediğimiz kavramları yaşar yahut da yaşayanı görürse kişi utanma duygusuna girer.

Utanma duygusu, hayâ doğuştan gelen duygulardandır. Keza öyle olmasa küçücük yaşlarda daha dünyayı çözmeyen çocuklarımız bir yanlış yaptığında yüzleri kızarmaz, annelerinin arkasına saklanmazdı. Hatta yürümeye yeni geçen 1- 1.5 yaşlarındaki bebekler tuvaletlerini yaparken bile çoğunun insanlardan uzak bir köşeye çekildiğini görmezdik. 1 yaşındaki bir çocuk bu utanma duygusunu öğrenmiş olamaz hele de bir değil birçok çocuk da bu özellik varsa bunun temelinde Yaradılışımızda fıtrat olarak verildiği kanısına ulaştırır.

Ebu Sa’îdi’I-Hudrî (ra) anlatıyor: “Resulullah (s.av)ın yanında oturuyor idik. (Bir ara): “Size AbdulKays kabilesinin gönderdiği heyet geldi” buyurdular. Hâlbuki içimizden hiç kimse geldiklerini görmemişti. Hakikaten geldiler ve konakladılar. Sonra Peygamberimizin huzuruna geldiler. Onlardan Eşecc el-Asarî, konaklama yerinde kaldı, o sonradan geldi. Çünkü o, bir konağa indi, devesini ıhtırdı. Yolculuk elbisesini bir kenara bıraktı. Sonra (taze elbise giyip, öyle) Peygamberimizin huzuruna çıktı. Resulullah efendimiz de ona: “Ey Eşecc! Sende Aziz ve Celil olan Allah’ın sevdiği iki haslet vardır: Hilm (acele etmemek) ve teenni ile hareket etmek” buyurdular. Eşecc: “Ey Allah’ın Resulü! Bu hasletler, cibilliyetimde (fıtratımda doğuştan getirdiğim) bir şey mi, yoksa sonradan (iradı gayretimle) meydana gelen bir şey mi?” dedi. Peygamberimiz: “Hayır! Yaratılışında bulunan bir şeydi… buyurdular.”

Hayâ duygusu dinimizce övülmüş bir duygudur. Mesela hadisi şerifte şöyle geçer:

Hz. Enes ve İbnu Abbas nakline göre: Her dinin (kendine has temel) bir huyu vardır. İslâm’ın bu huyu, hayâdır.”

Ebu Bekre r.a nakline göre: “Resulullah (sav) buyurdular ki: “Hayâ imandandır. İman (sahibi) ise cennettedir. Hayâsızlık (ve bundan kaynaklanan kabalıklar, çirkin ve kırıcı sözler) cefa (eziyet, zulüm, haksızlık)dan bir parçadır. Cefa (eden de) cehennemdedir.”

Hz Enes nakline göre: “Edepsizlik ve çirkin söz girdiği şeyi çirkinleştirir. Hayâ ise girdiği şeyi güzelleştirir.” Tirmizî, Bir 47 buyrulmuştur.

Utanma Haya Duygusunun Sırları

Utanma Haya Duygusunun Sırları

Utanma (hayâ) duygusu kimimizde biraz daha fazladır kimimizde daha azdır fakat mutlaka vardır. Zaman geçtikçe çevrede gördüklerimiz, mizacımız ile bu fıtri duygumuz azalabilir ya da artabilmektedir.

Bazen çocukluğunu bildiğimiz bir kişiye şu sözleri sarf ettiğimiz olmuştur: Sen bu kadar utangaç değildin çocukken… Ya da vay be, nerden nereye… Sen çocukken ne utangaçtın, sürekli annenin arkasına saklanırdın. Şimdilerde ise MeaşAllah(?) çok rahatsın… demişizdir.

Caferi Sadık Peygamberimizin naklettiği bir sözünde şöyle buyurmuştur:

İki çeşit ahlak vardır: Biri niyetle gerçekleşen, diğeri ise tabii(fıtri) olan ahlak. “Hangisi daha üstündür?” diye sorduklarında; imam AleyhiSelam şöyle buyurdu: Niyetle olan ahlak daha üstündür. Çünkü tabii ahlak sahibi, bu karakter üzere yaratılmıştır; başka türlüsüne gücü yetmez. Niyete (ihtiyarî ahlaka) sahip olan kişi, ise zorluk ve sıkıntılarda kendisini güzel ahlaka uymaya, itaate zorlar. Dolayısıyla, ihtiyarî ahlak daha üstündür.

İhtiyari-tabii ahlak bizim seçtiğimiz fıtratımızdaki baskınlıktan öte bilerek ve iradeyle gerçekleştirdiklerimizdir. Çocukken çok utangaç değilizdir ama zamanla edebin, haya duygusunun önemini gördükçe bu hasleti kazanmış olabiliriz. Hz Osman mesela bu konuda övülen bir şahsiyettir.

Peki, fıtri olan bu duygumuzun ne zaman ve ne kadarı makbuldür?

Esma der ki: “Cenabetten yıkanma hususunda da sordum. Bana: “Su al, temizlen ve temizliği güzel kıl veya temizliği mübalağalı yap, sonra başına su dök ve onu ovala, ta su diplerine varıncaya kadar. Sonra üzerine su dök!” dedi. Aişe (r.a) devamla der ki: “Ensar kadınları ne iyi kadınlardı, hayâ onların dinlerini öğrenmelerine mani olmadı.” Müslim, Hayız 61

Peygamber efendimiz, mahrem konuları anlatırken, (Allah’u Teâlâ, hakkın anlatılmasından çekinmez) buyurmaktadır. (Tirmizi) Aynı manada ayette de: Allah’u Teâlâ, gerçeği söylemekten çekinmez. [Ahzâb 53] şeklinde geçer.

Utanma eylemi dinimizde gerçekten önemli ve temel bir kavram olarak geçmektedir. Lakin ilim öğrenirken, hak hakikati öğrenmek ve savunmak konusunda utanmak övgüyle karşılaşmamıştır. Zalime mazlumu savunurken, doğruyu hakkı söylerken, ilim elde ederken soru sorarken utanmak harici geri kalan anlarda utanma duygusu güzeldir, faydalıdır. Fakat bu saydığımız hallerde utanma duygumuz varsa bu bir eksikliktir.

iSLami Sohbet Sitesi.

Hakkında admin

Bir yorum

  1. İbnu Mes’ud (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): “Allah’tan hakkııyla haya edin!” buyurdular. Biz: “Ey Allah’ın Resûlü, elhamdülillah, biz Allah’tan haya ediyoruz” dedik. Arıcak O, şu açıklamayı yaptı.: “Söylemek istediğim bu (sizin anladığınız haya) değil. Allah’tan hakkıyla haya etmek, başı ve onun taşıdıklarını, batnı ve onun ihtiva ettiklerini muhafaza etmen, ölümü ve toprakta çürümeyi hatırlamandır. Kim ahireti dilerse dünya hayatının zinetini terketmeli, ahireti bu hayata tercih etmelidir. Kim bu söylenenleri yerine getirirse, Allah’tan hakkıyla haya etmiş olur. ”

    Kaynak:  Tirmizi, Kıyamet 25, (2460).

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Scroll To Top